TÜM KADINLARI DEM DEMA AZADÎYÊ YE HAMLESİNE AKTİF KATILMAYA ÇAĞIRIYORUZ
Ekteki yazı Önder Abdullah Öcalan’ın çeşitli tarihlerde kadın militanlarına dönük mesaj ve konuşmalarından kısa bir derlemedir. Yazıdan da anlaşıldığı gibi bu değerlendirmeler 15 Şubat 1999 tarihinden günümüze kadar Türk devleti tarafından ağır tecrit koşullarında tutuklu olduğu koşullarda yapmıştır. Tüm hegemon dünya güçlerinin onayıyla tek bir insana karşı uygulanan bu insanlık dışı uygulamaların önemli bir nedeni de Önderliğimizin kadın özgürlüğüne sunduğu katkı ve kadın özgürlüğünü geliştirerek bu sömürü düzenini temelinden sarsmış olma gerçekliği yatmaktadır. Biz Kürt kadınları olarak Önderliğimizin ‘Özgür Kadın Çalışmaları’ sayesinde bu örgütlülük düzeyini geliştirdik. 8 Mart dünya emekçi kadınlar günü vesilesiyle KJK olarak Önderliğimizin kadın özgürlüğüne dönük bazı konuşmalarından derlediğimiz bir kısmı tüm dünya kadınlarına armağan etmek istiyoruz.
Hiçbir ulusal mevzuata, uluslararası sözleşme, evrensel hak ve değerlerle uyuşmayan İmralı işkence sistemi kadın ve halklar düşmanı, hak ve özgürlüklerin gaspçısı hiyerarşik, patriarkal devletçi sistemin eseridir. Önderliğimiz tüm zamanlarda toplumsal çözümlerden, radikal demokrasiden, kadın özgürlüğünden yana olmuştur. İktidarcı Hiyerarşik, patriarkal kapitalist sistem karşıtı mücadelesini kolektif bir düzeye vardıran Önderliğimiz 24 yıldır en ağır işkence- izolasyon koşullarında bu mücadelesini sürdürmektedir.
Kişiye has özel statü ve uygulamalarla yönetilen İmralı işkence sistemi kurulduğu günden beri temel hak ve özgürlüklerin yok sayıldığı bir yer olmuştur. Avukatlarla, aileyle görüşme hakkı, dış dünya ile iletişim hakkı tamamen ortadan kaldırılmıştır.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesi ile tüm kadınları bir halkın özgürlük umudu, kadınların özgürlük dostu, insanlığın evrensel değerlerinin bileşkesi olan Önderimiz Abdullah Öcalan’a dayatılan işkencenin, insanlık dışı uygulamalar karşısında tutum almaya ve ‘DEM DEMA AZADÎYÊ YE’ kampanyasına aktif katılmasını umuyor bu temennilerimizle 8 Mart kadınlar gününüzü kutluyoruz.
Yaşasın 8 Mart
Yaşasın Kadın Devrimi
JİN JİYAN AZADİ
BİR KADININ ÖZGÜRLÜĞÜ VATANIN ÖZGÜRLÜĞÜNDEN DAHA DEĞERLİDİR
Açık ki, adı yaşamla özdeşleşen kadının mahkûm edildiği statü tamamen anti-Jîyan ve anti-Jîn karakterlidir. Halen aklımın almadığı bir husustur bu. Erkek büyük utanmadan kadınla mevcut statü altında nasıl yaşayabilir? Hele hele namus kavramını tepetaklak ederek, nasıl kadını kendisinin en temel namus konusu yapabilir? Gerçek anlamıyla bununla savaşmayı gerçek namus belledim. İnanıyorum ki, bu savaş özlenen kadını, dolayısıyla yaşamı yaratmayı daha şimdiden şahıslarınızda ve onların kurumlaşmış ifadesinde kanıtlamaktadır. Genelde dünyada, özelde Ortadoğu toplumunda uğrunda yürütülecek en anlamlı sosyal mücadele bu temelde olmak durumundadır. Yüksek performansla bu yönlü mücadelemi onurla yürütüyorum. Ama önemli olan, bu mücadele yükünün altında gerek bireysel gerekse kurumsal olarak başarıyla çıkışınızdır. Bu yönlü mücadele için söylediklerimi tekrarlamak istemem. Benim kadın dostluğu ve yoldaşlığımda sınır yoktur. Ondaki teorik derinlik ve pratik, kabul edilebilir erkekliğin de gerçek ölçüsü olacaktır. Bu perspektif bence estetiğin ve etiğin de temel ilkesi durumundadır. Güzellik öncelikle bu perspektifteki derinliği yakalamak ve yaşamakla mümkündür. Vatanı, ulusu ve özgürlüğü yaşamanın temel kıstası bu olsa gerek.
Kadına biçim vermeyi ahlaksızlık sayıyorum. Kadının ‘Xweda’sı gerekir. ‘Xweda’ kendi kendini doğurmadır. Özgür kadın bir güneş gibi doğar. Jin, Jiyan kelimeleri çok anlamlıdır. Kadınlar kudretli, özgür ve karar sahibi olmalı. Kadın değerli bir varlık. Jin-Jiyan kelimeleri bunun için değerlidir. Benim her söylediğimi bir tabu olarak görmeyin. Öz kararları olan kadınlar yetiştirin. Kadınların özgür yaşam evleri, binaları olmalı. Yaşamı kararlaştıracağınız mekânlar olmalı. Mali fon almanız lazım. Çalışmalarınızın temeline özgür kadın arayışını alın. Tekrar ediyorum, kadınsız yaşam olmaz. Umutlu olun, emek harcayın. İnanarak yapın. Kadın temelli çalışma önemlidir. Kadınlara Ortadoğu’da öncülük ediyorsunuz. Ancak bu şekilde lider olursunuz.
Kadınlara sesleniyorum. Ve diyorum ki, kadın özgürleşmesini Ortadoğu’da zekâ, savunma, güzellik temelinde bir güneş gibi yaratacağınıza inanıyorum. Gerçek özgürlüğe hiç olmadığımız kadar yakınız. Biliyorum özgürlük kolay inşa edilmez. Bu konuda bedel gerekebilir, zorlanabilirsiniz ama ben de burada zorlanıyorum, buna rağmen cevap olmaya çalışıyorum. Özgürlüğü inşa edeceğiz. Kürt halkının özgürlük iradesi beni umutlandırıyor. Özgürlük ekmek ve sudan daha değerlidir. Kadını özgürleştiremeyen devrim, devrim değildir. Kadını örgütleyemeyen örgüt, örgüt değildir. Yaşamı kurtarmayan vatanı milleti kurtaramaz. Benim için bir kadının özgürlüğü vatanın özgürlüğünden daha değerlidir. Herkes değişik biçimde kadınla olmak ister. Benim kadınla olmam hep yücelerde seyretmiştir. Asla alçalmasına fırsat vermedim. Önemli olan da budur. Soylu şehitlerimize ve onun kadar jin-jiyan olma gerçekliğinize saygı, bağlılık kadar emek gücümle sonuna kadar katkılarımı sunmaya devam edeceğim.
GÜÇLENEN KADIN, ONURUMUZDUR
Güçlenen kadından gurur duyuyorum. Ama saflarımızdaki erkeğin güçlenen kadından çekindiği ortaya çıkmıştır, hatta bu kadının önünde engel teşkil ediyor. Biz ise bunu doğru bulmuyoruz. Güçlenen kadın, onurumuzdur. Güçlenen kadınla yaşamak değerlidir. Güçlenen kadın yaşamdır. Zayıf kadın, bağımlı kadın moral değerlerimiz açısından sakıncalıdır, zayıflatır. Bunu dayatan erkek hem sınıfsal anlamda hem de moral değerler açısından sakıncalı bir yaşamı dayatıyor demektir. Köle ruhlu kadın arayan, sadece kendisine bağlı kadın arayan bir erkek, bizim meclisimizde hem cinsler arasındaki eşitsizliğin kaynağıdır hem de ulusal ve toplumsal kurtuluşta özgürlük düzeyinde ciddi bir sapmayı ifade etmektedir. Dolayısıyla eğer tutarlıysanız, güçlü kadın olmanın tüm alanlardaki eşitliğin ve özgürlüğün bir teminatı olduğunu bilerek, bunu yaşanmaya değer görmek, hatta mücadeleyle bağdaştırıp onu zenginleştirici bir biçimde göstermek de bir görev olarak düşünülmelidir. Sevginin işçisi olarak tanımlıyorum kendimi. Sizler için yaşıyor. Sizlerin özlemleri yaşam gerekçemdir, sizinleyim.
KAZANILACAK ÖZGÜR BİR DÜNYA VAR. KAZANILACAK ÖZGÜR BİR YAŞAM VAR.
Ben bir kadın özgürlük savaşçısıyım, bu konuda çok radikalim. Kadın özgürleşmesini Ortadoğu’da zekâ, savunma, güzellik temelinde baharla birlikte bir güneş gibi yaratacaklarına inanıyorum. Birgün mutlaka gerici ve zorba erkeği hizaya getirecek güçlü kadına ulaşacağınıza dair duyduğum inançla, sürecin ruhuna uygun mücadelenizi yükseltmenizi diliyorum. Bu minval üzere tüm alanlardaki ve anlardaki siz yoldaşları, dostları bilgece, güzelce ve aşkla selamlıyor, kucaklıyor ve başarı diliyor, zamanınızın yıl ve yıllarını kutluyorum. Yeni dönem, umarım sizlerle buluşma onurunu da bahşedecektir.
Abdullah Öcalan