Şehit Zîlan’ın yarattığı direniş geleneğinin bugün Zap, Avaşîn ve Metîna’da devam ettiğini vurgulayan KJK Yürütme Konseyi Üyesi Zêrîn Rûken, “Zîlan gerçekliği sadece başarılı fedai bir eylem olarak ele alınmayacak kadar büyüktür” dedi.

KJK Yürütme Konseyi Üyesi Zêrîn Rûken, 1996 yılında Dersim’de fedai eylem gerçekleştiren Şehit Zîlan’ın (Zeynep Kınacı) şehadet yıl dönümü vesilesiyle ANF’ye konuştu.

Zîlan çizgisinin yenilmez fedai çizgisi olduğunu belirten KJK Yürütme Konseyi Üyesi Zêrîn Rûken, konuşmasına şehitleri anarak başladı.

Hem kadın özgürlük mücadelesinin hem de ulusal özgürlük mücadelesinin her şehidinin bir fedai olduğunu belirten Rûken, Haziran ayı şehadet gerçeğine ilişkin şunları ifade etti:  “Zeynep Kınacı yoldaş 30 Haziran 1996’da, Sema Yüce yoldaş 17 Haziran 1998’de, heval Gulan 7 Haziran 2002’de şehadete ulaştı. Haziran ayı şehitleri şahsında özgürlük ve devrim şehitlerimizi saygı-sevgi ve minnetle anıyorum. Yine 17 Nisan’dan beri sürmekte olan Zap direnişinde, Zîlan çizgisinde savaşan, şehadete ulaşan tüm yoldaşlarımızı büyük bir minnetle anıyorum. Aynı zamanda Leyla Van, Helmet-Diyar Xerib arkadaşı ve Rojava devriminin öncülerinden Ferhat Derik arkadaşı da saygı ile anıyorum. Özgürlük hayallerini gerçekleştirmenin iddiası, kararlılığıyla mücadelemizi daha da yükselteceğiz.

Bu çizginin ardılı olan ve bugün Zap, Avaşîn, Metîna, Zendura, Mamreşo, Garê ve Heftanîn’de Devrimci Halk savaşında direnişe öncülük eden tüm devrim şehitlerimizi anarken, sözümüz kadın devrimini başarmak ve özgür yaşamı inşa etmek olacaktır. Özgürlük mücadelesini direnenlerin kazandığını ortaya koyan yoldaşlarımız, Önderliğe bağlılığın timsali olmuştur. Şehitlerimizin çizgisinde başarıda kararlı olma iddiası ve inancı, Kürdistan toplumunda kadınının yaşam duruşu olmayı başarmıştır. Binlerce kahraman-yiğit şehitlerimizin gerçeği parti gerçeğimizi oluşturmuştur. Bir şehitler partisi olma gerçeğidir. Partiye dair en özlü söz söylenecekse, eğer bir hakikat aranacaksa ve bir gerçeklikten söz edilecekse bu şehitler çizgisi olmaktadır. Bunun dışındaki gerçeklerin hepsi yoruma açık, değişken tahlillerdir.

Hakikatin bu denli kendisini gerçeklik olarak yansıtması, oluşturması PAJK, PKK çizgisinin oluşumunu sağlamıştır. PKK’nin çıkışından ve Kürdistan Kadın Özgürlük Hareketimizin yapılanmasından, kadın partisi PAJK’ın, parti ilanından itibaren şehitler çizgisi, partinin özü, yaşam felsefesi ve amacının kimliğini şekillendirmiştir. Kuşkusuz bu kendiliğinden olmayıp Önderliğimizin yaratımı olmaktadır. Her bir şehidimiz, Önderlik gerçeği ile bütünleşmenin ve bu uğurda devrimi başarmanın yeminidir. Olağanüstü zor koşullarda yürütülen özgürlük mücadelemizde her ne olursa olsun sınır, engel tanımayan, en imkansız şartlarda bile partiye başarı yolu açan, mücadelemize gelişim ve ivme kazandıran şehit yoldaşlarımızın öncü duruşları olmuştur. Bu partinin ideolojik-politik-askeri çizgisinde hata ya da sapmaların önünü almış, parti çizgisinin netliğinde yürümemizi sağlamlaştırmıştır.”

ZÎLAN GERÇEKLİĞİ SADECE BAŞARILI BİR EYLEM OLARAK ELE ALINAMAZ

Şehit gerçeğini sadece kahramanca eylemlerin sahibi olarak görmenin tek başına, dar ve sığ bir yaklaşım olduğuna dikkat çeken KJK Yürütme Konseyi Üyesi Zêrîn Rûken, şöyle devam etti: “Bu eylemlerin özünde ideolojik tutumu, ideolojik kararlılığı, örgütsel sağlamlılıkta aramayı gerekli kılmaktadır. Yine bugün soykırımcı T.C. ve işgalci güçlerinin savaşına karşı gösterilen başarıda daha derin görebiliriz. Döneme damgasını vurarak tarih yaratan, tarihi belirleyerek mücadelemizde sembol olan Haziran ayı şehitlerimizi anarken en fazla askeri-politik başarının ideolojik netlikten geçtiğini anlamamız gereklidir. Çünkü şehitlerimiz sadece askeri-politik eylem sahibi değildir. İlke oluşturdular, ilke oldular. İlkeden vazgeçmemek, şehitler çizgisinden vazgeçmemektir. İdeolojik çizgide militanlık yapmak, kadroluk yapmak şehitler çizgisinde yürüme ve askeri-politik öncülük yapmaktır. Ve sürekli başarandır.

Bu şehitlere bağlılık sözü ve pratiğidir. Şehitlerimiz, manevi-moral ideolojik değerlerimiz olduğu kadar, ideolojik-askeri-politik mücadele pratiğinin yaşamsallaşmasıdır. Şehitler, yaşayan gerçeğimizdir denilmesinin altında yatan bu hakikat gerçekliğidir. Tarihe mal olmaları, tarihte kalmaları anlamında değildir. Bu nedenle, sadece zamanı gelince anılmaları yaklaşımı şehitlerimizi soyutlaştırma olur. Soyutlaştırma, ilkeleri soyutlaştırma, hakikatın üstünü örtme, kendi gerçeğimizle mücadeleye yön verme, partiyi her konuda belirleme yaklaşımı olur. Askeri-politik faaliyetten tutalım, yoldaşlık ilişkilerinde ideolojik olmayan bir yön varsa, kopukluk varsa, birlik olamama sorunu varsa, ideoloji, yaşam, pratik arasında büyük bir çelişki, mesafe, zıtlık varsa orada şehitler gerçeğinden uzaklaştığımızı bilmemiz gerekir.  En fazla şehitlerimizi ideolojik kavrayışta bir yeterlilik gereklidir.

Önderlik Zîlan yoldaşı, PAJK’ın oluşum çizgisi, ilkeleri olarak sembolize edip, kadın kurtuluş ideolojisinin ilanını gerçekleştirdi. Dolayısıyla Zîlan gerçekliği sadece başarılı askeri fedai bir eylem olarak ele alınmayacak kadar büyüktür. Özgürlük tanrıçamızdır. Önderlik, Zîlan tarzında fedailik üzerinde yoğun bir şekilde durarak tüm kadınların ideolojik kimlikleşmesinin, iradeleşmesinin, pratikleşmesinin, özgürlük ve tanrıça çizgisi olarak ortaya koydu. Bugün Zîlanların çizgisidir, Zap’ta ve Avaşîn’de direniyor ve başarıyor.”

ŞEHİT ZÎLAN PEPULE ROJHİLAT’TA ÖZGÜR KADININ İRADESİ OLMUŞTUR

Rojhilatlı olan ve 2006 yılının Haziran ayında Merîwan’da şehit düşen Letife Selamet’i (Zîlan Pepule) anan Zêrîn Rûken, “Şehit Zîlan Pepule, Zeynep Kınacı arkadaşın takipçisidir. Zîlanların yürüyüşüdür ve çizgisidir. O ruhla devrimci görevlerini yürümüştür. Rojhilat Kürdistan’ında, özgürlük aşkına dönüşmüştür. Zîlan ismiyle çoğalmış̧, Rojhilat Kürdistan’ın her yeri, köyü, şehiri ve toprağı Zîlan’ın direnişinden derin etkilenmiştir. Faşist İran rejiminin tüm işkence yöntemlerine rağmen teslim olmayan kadın direnişçi kültürüdür. Özgürlüğe sevdalı, asi duruşudur. Direngen Kürt kadın gerçekliğidir. Bugün tüm Medya Savunma Alanlarında işgalci güçlere karşı direnen de bu gerçekliktir. Zîlanların çizgisidir, hakikatidir. Çünkü Zîlan yoldaş̧ Rojhilat’ta artık direniştir, özgürlüktür. İlk YJRK kadın şehidimizdir. Yine savaş̧ ve mücadele tarzı Rojhilatlı kadınlar için örnektir. Özgürlük için yol göstericiliğiyle ile büyük bir moral ve güç kaynağı olmuştur.

Şehit Zîlan Pepule’yi büyük bir saygı ile anıyorum. Şehit Zîlan Pepule, Rojhilat’ta özgür kadın bilinci ve iradesi olmuştur. Sonuna kadar planlı, örgütlü̈, amacına kilitlenmiş̧ kadın gerçeği olmuşlardır. Rojhilatlı kadının yurtseverlik bağları oldukça güçlüdür. Bunu Zîlan Pepule şahsında derinlikli görüyoruz. Merîwan’da halkla toplantı yaparken katledildi. Sonradan cenazesi, tüm direnen kadınlara, halkımıza, halklara gözdağı verilmek için şehirde yerde süründürülerek dolaştırıldı. Katliamcı zihniyet, kadın ve Kürt düşmanlığını bir kez daha ortaya koymuştur. Yurtsever bir aileden gelen Şehit Zîlan Pepule Urmiyelidir. Yaşamda bir moraldir, askeri alanda bir askeri komutandır. Siyasi ve toplumsal alanda demokratik modernite inşacılığında örgütçü bir kadın devrimcidir. Kadın sevgisi oldukça derindir.

Merîwan’da toplantılar yaparken, ‘Bu köyde kaç kadın acaba acı çekiyor’ demektedir. Bu da onun kadın sevgisi ve özgürlük sevgisinin ne kadar derin olduğunu ifade etmektedir. Tam ‘bir yaşam pınarıdır’. Özgür bir kelebektir. Tıpkı kelebek gibi yaşadı. Henüz 7 yıldır partideydi. Asla özgürlükte vazgeçmedi. Sonuna kadar direndi. Rojhilatlı kadınları da direnişe davet etmiştir. Direnişiyle tarihe adını yazdırdı, özgürlüğe sevdalı, direngen kadın yoldaştır” dedi.

KÜRT HALKI KDP’NİN İHANETÇİ YÜZÜNÜ ARTIK DAHA İYİ GÖRÜYOR

İşgalci Türk devletinin saldırılarına dikkat çeken Zêrîn Rûken, gerilla direnişini kıramayan düşmanın kimyasal silah kullandığını vurguladı. Kimyasal silahın uluslararası hukuka göre suç olduğunu hatırlatan Rûken, devamla şunları belirtti: “Tüm dünyanın Ukrayna konusunda gösterdiği hassasiyeti maalesef Kürtler ve Kürdistan somutunda pek görmüyoruz. Yasaklı silah kullanılmasına rağmen, çifte standartlı bir yaklaşım vardır. Ukrayna savaşı bilinçli uzatılmaktadır. Bundan yararlanma vardır. Burada Kürtlere karşı savaş derinleştirildiğini görüyoruz. Türk devleti işgal alanlarını genişletmektedir. ABD, Avrupa Türk devletinin işgali karşısında oldukça sessizdir. Hukuk, demokrasi naralarını haykıran devletler bugün işgali desteklemektedir. Soykırım savaşına geçit verilmektedir. Çünkü Ortadoğu, Orta Asya ve Kafkasya politikalarının uygulanmasında çıkarları bulunuyor.

KDP, Türk devletinin soykırım saldırılarının içinde ve doğrudan aktif şekilde rol oynamaktadır. KDP işbirlikçi-ihanetçi bir güçtür. NATO’nun Kürdistan’daki temel bir kapısı haline gelmiştir. KDP, soykırımcı sömürgeci Türk devletine sırtını veren aşiretsel bir güçtür. PKK ile arasındaki temel fark, PKK bir halk hareketidir. Demokratik ulus projesiyle halkların, kadınların özgür yaşam modelini örgütlemektedir. KDP’nin böyle bir zihniyeti yoktur. O sebeple aile iktidarını, Kürt halkına karşı ihanet ederek sürdürmektedir. Tüm gücünü PKK’nin tasfiyesine yatıran bir aşiret konumuna gelmiştir. Türk devleti ajanlaştırdığı ihanetçi ve hain kişiliklere verdiği sözleri KDP’ye de yapmaktadır. Para, pul, zenginlik ve iktidar sunacağını vaat etmektedir. KDP’nin kirli ihanetçi yüzünü̈ Kürt halkı kesinlikle şimdi daha iyi görüyor. Kürt halkı, tüm ulusal çevreler, KDP’nin Kürt gençlerinin canları ve kanı üzerinden iktidarını sürdürme çabasına ve yaşatmasına asla geçit vermemektedir.”

ZÎLANLARIN ÇİZGİSİ KAZANMIŞTIR

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik ağırlaştırılmış tecride değinen Zêrîn Rûken, konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı: “Önder Apo 24 yıldır mutlak tecrit geliştirilmektedir. Bunun temelini KDP’nin komplodaki rolü olarak ifade edebilirim. Çünkü Rêber Apo tüm Kürdistan’ın ve insanlığın öncülüğünü yapmaktadır. Rêber Apo, halkların, kadınların Önderliğidir. KDP ise bir aile, aşireti bile yürütememektedir. En önemli konuda Türk devletiyle Kürt halkına karşı aynılaşmasıdır. En tehlikeli çizgi de budur. O sebeple tüm Kürtler, kadınlar bu politikaya karşı ulusal bir bilinçle, gerillanın bu tarihsel ve özgürlük direnişiyle saf tutmalıdır. Topyekun savaşa karşı özgürlük hamlemizi, Kürdistan’ın ve Rêber Apo’nun özgürlüğü ile zaferle taçlandıralım.