KJK Koordinasyonu Üyesi Besê Erzincan, “Türk devletinin çirkin, hain saldırıları kadın örgütlülüğü, inşa çalışmaları, öz savunma direnişleri ile boşa çıkacaktır. Kadınların direnişi kalıcı özgürlüğün garantisidir” dedi.

KJK Koordinasyonu Üyesi Besê Erzincan, kadınların direnişi, öz savunması ve inşa çalışmalarının kalıcı özgürlüğün garantisi olduğunu belirtti.

 ANF’ye konuşan Besê Erzincan, Türk ordusunun saldırısı sonucunda şehit düşen Jiyan Tolhildan, Roj Xabur ve Barin Botan’ın, Rojava Devrimi’nin 10’uncu yıl dönümü vesilesiyle gerçekleştirilen bir kadın forumuna katılmalarının ardından şehit edildiğini belirterek, “Şehit düşen YPJ’li özgürlük savaşçılarını sevgi ve saygı ile anıyoruz. Bu değerli özgürlük savaşçılarının ailelerine başsağlığı diliyoruz. Jiyan Tolhildan, Roj Habur ve Barin Botan şahsında Kürdistan, Ortadoğu ve dünyada kadın devrimini geliştirme, büyütme sözümüzü yineliyoruz” dedi.

‘KÜRT KADINLAR DİRENİŞİN DAMARIDIR’

Türk devletinin Rojava Devrimi’nin yıl dönümünde ve genel olarak YPJ’yi hedeflemesinin tarihi bir arka planı olduğunu belirten Besê Erzincan, şunları söyledi: “Türk devleti Kürt halkının ve kadın özgürlük mücadelesinin yeminli düşmanıdır. Kürt kadınlarının Rojava Devrimi’nin başarısında, yine halkımızın tüm Kürdistan parçalarının özgürlük mücadelesinde stratejik rolü bilinmektedir. Türk devletine ve DAİŞ’e karşı en önde kahramanca savaşan Kürt kadınlarıdır. Kadın özgürlük gerillaları direnişin öz damarlarını oluşturmaktalar.

Kürt kadınları Başkan APO’nun özgürlük paradigması temelinde Rojava, Kuzey, Başur, Rojhilat’taki özgürlük mücadelelerinde başat bir rol oynamaktadır. Aynı zamanda Ortadoğu ve dünya kadınları ve halkları açısından da demokratik ulus ve demokratik konfederalizmin yaratılmasının öncü gücü konumundadırlar.
Rojava Devrimi bir kadın iradesi, emeği ve rengi ile 19 Temmuz 2012’de ilan edildi.  Bu devrim aynı zamanda dünyada bir kadın devrimi olarak kabul görmüş durumdadır. Kadınlar bu devrim içinde en zor sahalarda öz savunmada, siyasette, toplumsal yaşamın her alanında en aktif ve etkili öncülük rolü oynadılar.  Erkek egemen dünyanın yarattığı kölecil düşünce kalıplarını, tabuları yerle bir ettiler. Kadınları karanlıktan çıkardılar. Dünya kadınlarına ve toplumlarına çok büyük umut verdiler. Umut olursa zafer de olur. Özgür yaşam da gelişir. Şimdi halen de Rojava’da insanlık için alternatif bir yaşam modeli oluşturmanın çalışmaları ve çabaları kadın öncülüğünde yürütülmektedir.”

‘EGEMENLERİN ÖZGÜRLEŞEN KADINLARA BÜYÜK ÖFKESİ VAR’

Kürt kadınının Kuzey Kürdistan’da da Türk devletinin faşizan uygulamalarına karşı Türkiyeli kadınlar ile mücadelelerini sürdürdüğünü ifade eden Besê Erzincan, “Yine İran rejiminin kadın düşmanı politikalarına karşı da ciddi bir bilinç, öfke ve tepki var. Rojhilat’ta Kürt kadınları, İran kadınları giderek özgürlük amaçlarında birleşme yaşamaktalar. Şengal’de kadınlar kendi öz yönetimlerini geliştirmek için amansız bir direniş ve mücadele içindeler. Güney’de kadınlarda özgürlük bilinci gelişmiştir. Maxmûr mülteci kampında da kadınların direnişi, toplumun direnişi ile kaynaşmış durumdadır. Bu kamp her zaman anlamlı bir duruşun ve direnişin sahibi olmayı başarmıştır.

Avrupa, Rusya, Ermenistan’da ve dünyanın her tarafında Kürt kadınları örgütlü bir duruş içinde sürekli bir direniş içerisindedir. Aynı zamanda özgür yaşam ve ilişkilerin ve toplumun yaratılması ve inşa edilmesinde de öncü rollerini sürdürmekteler.

 Bu nedenle 23 Temmuz’da Jiyan Tolhildan, Roj Xabur, Barin Botan arkadaşlara yapılan saldırının arkasında egemen erkekliğin özgürleşen kadına, özgürleşen halkımıza, halklara karşı duyduğu büyük öfke ve intikâm vardır. Bu özgürlük savaşlarının şahsında hedeflenen sadece Rojava Devrimi değildir. Ortadoğu kadın devrimi, birliği, ortaklaşması hedeflenmiştir. YPJ savaşçıları ve komutanlarının şahsında Ortadoğu da yaşayan kadınların özgürlük istemleri, umutları, radikal kadın özgürlük çizgisi hedeflenmiştir. Qamîşlo’da gerçekleşen kadın forumu Ortadoğu kadınlarını da içine alan bir eksende yürütülmekteydi. Rojava Devrimi’nin 10. yılında kadınların içinde olduğu durum, kadın kazanımları, kadın devrimi ve bunun Ortadoğu’da yaşayan halklara, kadınlara yansıması, taşırılması tartışılmaktaydı. Rojava kadın devriminin başta Arap kadınları olmak üzere, Süryani, Ermeni, Çerkes ve Türkmen halklardan kadınları, İran’da yaşayan kadınları ne denli güçlü etkilediği, özgürlüğe doğru sevk ettiği ise bilinmektedir” diye konuştu.

‘ULUSLARARASI GÜÇLER SALDIRIYA ORTAK’

Besê Erzincan, başta ABD olmak üzere uluslararası koalisyon güçlerinin, saldırıya göz yumarak, saldırıyı kınamayarak ortak olduklarını gösterdiğini belirterek, şunları ifade etti:

 “Oysa QSD ve YPJ güçleri Ortadoğu’da DAİŞ’in yenilgiye uğratılmasında temel rol oynamışlardır. Zaten QSD’siz, YPJ’siz DAİŞ’e karşı bir direniş düşünülemeyeceği de çok açıktır.

ABD ve koalisyon güçleri ve YPJ komutanlarından Jiyan Tolhildan en son Hol kampında DAİŞ’e karşı gerçekleşen operasyonda birlikte hareket etmişlerdi.  ABD’nin Türkiye’ye hava sahası açması nedeniyle OSD, YPJ komutanı Jiyan Tolhildan ve onunla birlikte iki YPJ’li komutan şehit düştü. DAİŞ’e karşı fedaice savaşan YPJ’li komutanlar Türk devleti tarafından vuruldu. Bu aynı zamanda Türk devletinin DAİŞ ortaklaşmasını her bakımdan çok açık göstermektedir. Bütün dünya bunu bilmekte ancak Türk devletine göz yummaktadırlar. Böylelikle ABD, iki yüzlü siyaseti ile bölgedeki duruşunu ve güvenilmezliğini bir kez daha ortaya koymuş oldu.”

‘ROJAVA BİR MODEL OLMAYI AMAÇLIYOR’

Besê Erzincan, şu değerlendirmeleri de yaptı:

“Tam da bu noktada insanlığın durumuna bütünlüklü bakıldığında durum daha çok anlaşılır oluyor. İnsanlığın yaşadığı krizler artık yapısal bir durumdadır. Yaşanan her gelişme birbirini olumlu- olumsuz etkiliyor. Egemen erkek sistem şu anda en çözümsüz, tıkanmış bir dönemini yaşamaktadır. Çözüm olarak yeniden devletleri, iktidarı, erkek egemenliğini, doğa kıyımını geliştiriyor. Kadınların en kıymetsiz kılınmaya çalışıldığı bir çağ içindeyiz. Tüm bu yaşananlar bunalımın derinleşmesini beraberinde getirmektedir. Örneğin dünyada kadın politikalarına bakıldığında insanlık tarihinde kadınların hiçbir zaman böylesine derinlikli bir düşüş ve köleleşme içinde olduğunu görmüyoruz. Kadınlar ekonomik, manevi, sosyal her açıdan çok büyük bir sömürgeleştirilme stratejisi içinde ezilmekte ve parçalanmaktadırlar. Kadın köleliği geliştikçe toplumun bunalımı artmaktadır.
Bu bağlamda dünya kadınları ve halkları açısından Rojava Devrimi özgürlük, demokrasi, ekolojik yaklaşım açısından örnek bir model olmayı amaçlıyor. Üç YPJ’li komutanın, Jiyan Tolhildan, Roj Xabur, Barin Botan’ın hedeflenmesinin ardındaki gerçek burada yatmaktadır. Çünkü Rojava’da kapitalist modernist sisteme karşı alternatif yaşamın gelişim ihtimali gelişmekte, büyümektedir.

‘DEMOKRATİK MODERNİTE GERİLLACILIĞI KADIN GERİLLALAR ŞAHSINDA GERÇEKLEŞİYOR’

Aynı şekilde Zap’ta, Avaşin’de Türk devletinin en gelişkin tekniğine karşı Kürt gerillalar büyük bir direniş içindedir. YJA STAR gerillaları bu direnişin en seçkin, fedai temsilini yapmaktalar. Demokratik modernitenin gerillacılığı Kürt kadın gerillaların şahsında gerçekleşmektedir.

 Bu bağlamda Kürt kadınlarının özgürlük mücadelesinin her tarafta hedeflenmesinin nedeni özgür yaşamın yaratılmasında öncülük düzeyleridir. Kürt kadınları askerlikte, siyasette, yaşamda özgür yaşamı yaratmanın en seçkin örneklerini kendi duruşlarında çok somut, net bir şekilde göstermektedir.  
Bugün Ortadoğu’da Kürt kadınlarının öncülüğünde olağanüstü bir özgürleşme devriminin yaşandığı artık tüm dünyada herkesçe kabul edilmektedir. Kürt kadınları dünya kadın özgürlük tarihine çok büyük bir aşama kazandırmıştır. Bilindiği gibi kadının köleleştirilmesi öz savunmanın araçlarından ve zihniyetinden yoksun bırakılması sonucu gerçekleşmişti. Kadınlar, erkekler karşısında öz savunmasız bırakılarak köleleştirilmişti. Reber APO bu kölelik paradigmasını yerle bir etti. Özgürleşen, irade kazanan, yaşamda özne olabilen, kendi ayakları üzerinde durup, kendi kararlarını verebilen bir kadın tipini yarattı. Kolektif kadın örgütlülüğü ve iradesini ortaya çıkardı. Bu kadın tarihinde ilk kez bu denli kapsamlı ideolojik, felsefi, örgütsel ve pratik düzlemede bir arada gerçekleşmektedir. Önderliğimizin kadın özgürlük paradigması bugün tüm Ortadoğu ve dünya kadınlarını etkilemektedir. YPJ aynı zamanda bunun temsilidir.

Ortadoğu’da Kürt kadınlarının öncülüğünde Arap, Süryani, Ermeni, Türk, Fars, Çerkes, Êzidî, Alevi kadınları bir araya gelmektedir. Ortadoğu’da kadınların birliği şahsında Ortadoğulu halkların demokratik ulus modeli giderek gelişmektedir. Bu aynı zamanda dünyada bir kadın birliğinin, kadın devriminin gelişmesinin temellerini oluşturmaktadır. Rojava’da Jiyan Tolhildan, Roj Xabur, Barin Botan’ın ve Behdinan’da gerillanın acımasızca hedeflenmesinin sebebi de budur.

Türk devleti bugün dünyada ataerkilliği, şovenizmin en çirkin ve vahşi şekilde temsil eden bir devlettir. En son Zaxo’da 9 Arap göz göre göre Türk devleti tarafından katledildi. Türk devleti aynı zamanda halkların da düşmanıdır. Günümüzde Türk milliyetçiliği hastalıklı bir ruh halini temsil eder durumdadır.

 TÜRK DEVLETİNİN KADIN DÜŞMANLIĞI

AKP-MHP iktidarı, kadın ve halklar düşmanı politikalarını en çirkin, alçakça yöntemlerle hem Türkiye içinde hem de Türkiye’nin işgal ettiği Suriye toprakları Efrîn, Serekani, Gre Spi, Bab, Cerablus’taki uygulamalarını sürdürüyor. Türk devleti; kadınların sürekli ve sistematik kölecil bir düzenek içinde tutulmasını istemektedir. Bu amaçla Türkiye’de başta İstanbul Sözleşmesi olmak üzere kadınların yıllarca direnerek elde ettikleri kazanımları birer birer geri alma politikasını sürdürmektedir. Kadınlara yönelik şiddet, kadın siyasetçi ve militanların cezaevlerine doldurulması, kadınların derin yoksulluğa tabi tutulması, evlere kapatılması, özgürlük yanlısı kadın sanatçıların çirkince hedeflenmesi; Kürdistan’da kadınlara tecavüz politikalarını halen sürdürmektedirler. Suriye topraklarında işgal edilen topraklarda ise kadınların kaçırılması, tecavüze uğraması, öldürülmesi olayları her geçen gün artış göstermektedir. Türk devleti ‘önce kadınları vurun’ stratejisini izlemektedir.
Türk devletinin kadınlara, Kürtlere karşı yönelik en zalim politikalarına karşı devletlerin sessiz kalması durumu ise anlaşılırdır. Çünkü zihniyet olarak aynı kökenden gelmekteler. Türk devleti kadınlara, halklara karşı ataerkil zihniyetin vurucu gücü olarak rolünü oynuyor.

Değerli QSD, YPJ savaşçısı, komutanı Jiyan Tolhildan tüm yaşamında, konuşmalarında kadın özgürlüğüne, kadın öz savunmasına ilişkin birçok değerlendirme yapmıştır. Yine Roj Habur ve Barin Botan arkadaşlar özgür kadının fedai ruhunu temsil etmişlerdir. Devletçi ve iktidarcı bu ataerkil dünyaya karşı öfkemiz çok büyük, Türk devletine karşı öfkemiz çok büyüktür. Türk devletinin tüm bu çirkin, hain hane saldırıları kadın örgütlülüğü, inşa çalışmaları, öz savunma direnişleri ile boşa çıkacaktır. Biz Kürt kadınları yoldaşlığımız, direnişimiz, inşa çalışmalarımızla Kürdistan’da yeni, özgür yaşam tarzını pratikleştirmeyi başaracağız. Demokratik ulus modelinin Ortadoğu’da gelişmesi için kadın özgürlük hareketi olarak çalışmalarımıza daha fazla ivme kazandıracağız. Halkların kardeşliğini, birliğini büyüteceğiz. Demokratik konfederal sistem bu topraklarda kök salmış, yeşermeyi başarmıştır. Bu sistemi geliştirip, büyüteceğiz. Türk devleti tüm çirkinliği, zalimliği ve karanlığı ile baş başa kalacak, giderek küçülecek ve yıkılacaktır.

‘KAZANAN TÜM KADINLAR VE İNSANLIK OLACAK’

Kürt kadınları olarak; Rêber APO’nun felsefesi temelinde, Kürdistan’da ve Ortadoğu’da kadın devrimini büyük bir özgürlük bilinci, iradesi, inancı, inadı ve kararlılığı ile gerçekleştireceğiz. Bunun öncülüğünü yaşamın tüm alanlarında temsil edeceğiz. Tarihsel Mezopotamya topraklarında ikinci kadın devrimini bütün zorluklara rağmen kesinlikle gerçekleştireceğiz. Ortadoğulu halklarla, kadınlarla birlikte eşit, özgür, demokratik, ekolojik, demokratik bir yaşam kuracağız. Bu temelde kazanan ise tüm kadınlar ve insanlık olacaktır.”